Küba konusunda uzmanlaşmış bir tur acentasından on üç günlük tur satın alıyor, sonra orada otomobil kiralıyoruz. Maalesef hizmetlerinden, özellikle rehberinden çok memnun olduğumuz firma bizden sonra topladığı paralarla beraber batıyor. 2006 Mart ayı, Küba’da hava yaz. Habana Libre’de kalıyoruz.  Havana okyanusa bakıyor. Malecon denen şarkılara konu olmuş uzun bir kordon boyu var. Gece gündüz her zaman şenlikli oluyor. Havana muhteşem bir şehir, sadece çok, çok eski. Bir...
Aylardan Temmuz. İstanbul’dan St Petersburg’a uçuyor ve Neva Üstünde demirlemiş olan gemimiz Lenin’e yerleşiyoruz. St. Petersburg veya Leningrad veya Petrograd, Rusya’nın tarihî şehri, Büyük Petrotarafından 1702’de kurulmuş. 200 yıl Rus Çarlığının başkenti olmuş, 1914-24 arası Rus iç savaşı sırasında Petrograd olarak anılmış, Sovyet döneminde 1924-91 arası Leningrad olarak ismi değiştirilmiş, en sonunda Sovyetlerin dağılmasından sonra yönetim yeniden St. Petersburg adını halka sorarak almış. Baltık kıyısında Neva nehri üzerinde 42 ada üzerine yayılmış bir kültürel merkez ve eski, zarif binalarıyla meşhur. Tarihi binaları ile...
Benim Islas Malvinas demeyi tercih ettiğim bu adalar Güney Amerika gemi gezisi sırasındaki uğrak limanlarından biri ve Arjantin-İngiltere savaşından beri merak ettiğimiz için görmeyi heyecanla bekliyoruz. Gemi yanaşmadan bir gece önce pasaportlarımızı topluyorlar çünkü ertesi gün İngiltere'ye yanaşacağız(!) hem de Antarktika'ya 1000 km. mesafedeki İngiltere'ye.! Falkland adaları'nı ilk duyduğumda yıl 1982 idi ve kimse duyduklarına inanamamıştı. Koskoca İngiliz donanması kalkıp küçücük bir ada...
Barcelona, Gibraltar, Lizbon, Funchal Yıllardır tekneyle Atlantik okyanusunu geçenlerin hikâyelerini okuyup, iç çeker dururduk. Bizim küçük teknemizin değil geçmek, Atlantik’in adını duysa titremekten bütün vidaları gevşeyeceğinden, bu işi yapmak istiyorsak ve bu yaştan sonra Atlantik’i geçen en yaşlı denizci unvanı için de yarışmayacaksak, daha makul, uygulanabilir bir yöntem bulmak gerekiyordu ki sağ olsun çağımızın mucizesi İnternet, bu olanağı-biraz araştırma sonucu-...
2004 yılı Kurban Bayramı’nda bir haftalık bir tur alarak profesyonel bir rehber eşliğinde Mısır’a gidiyoruz. Tur Luxor’dan başlıyor, Nil üzerinde nehir gemisinde, Aswan’a kadar beş gece Nil’de seyahat ediliyor, Aswan'danuçakla Abu Simbel’e gidilip, tarihi kalıntıların arasında gece ışık gösterisi izleniyor, Sonra Kahire’ye uçulup, üç gece de orada kalınıyor, Giza piramitleri ve Sfenks ile Khan el Khalili çarşısı, İskenderiye şehri, son gün Kahire müzesi görülüp İstanbul’a dönülüyor. Rehberimiz Serap hanım Mülkiye mezunu, Doçent ve çok akıllı, bilgili bir hanım. Gezinin...
Hokkaido adasının önemli limanı Muroran’dakaraya ayak basar basmaz yıllardır Japonlar hakkındaki düşüncelerimizin ne kadar yanlış olduğu, onların her zamanki tarzları ile “zarif bir şekilde” yüzümüze vuruluyor. Bu yanlışlığın kaynağı, seneler önce Thailand’da karşılaştığımız bir olay ve gördüğümüz bütün çekik gözlü insanları Japon kabul etmek gibi bir hataya dayanıyor. Pattaya’da sahilde Japon zannettiğimiz bir erkek, herkesin içinde son derece kaba bir tarzda bağırıp çağırarak karısını azarlamış ve on...
Chengdu çok güzel, büyük, gelişmiş bir şehir. Otelimiz ağaçlıklı, merkezi bir caddede, Carrefour’un karşısında, modern, aydınlık ve ferah. Yangtze'deki hurda gemiden sonra çok iyi geliyor! Ertesi sabah dünyada ve Çin’de sadece bir kaç tane olan panda üretme çiftliklerinden birini görmeye gidiyoruz. Tamamı bambu ormanı içine yerleştirilmiş küçük barınaklar, havuzlar ve bir araştırma merkezinden oluşuyor. Yeni doğmuş bebekler pamuk bir top gibi, çok...
Hongkong'a gelişimiz, Yangshuo'dan Guilin'eotobüs, Guilin'den Shenzen'e tren kullanarak oluyor. Tren konusunda bu sefer şansımız ters dönüyor ve yataklı kompartmanı biri kadın, diğeri erkek iki küstah Hollandalı ile paylaşmak zorunda kalıyoruz. Batılılarda çok görüp nefret ettiğimiz, bir doğu ülkesinde olmanın verdiği aşırı kendine güveni edepsizlik seviyesine çıkarıyor, biz yattıktan sonra çok içmiş gelip, geç vakte kadar kadar konuşup kıkırdıyorlar. Neyse ki bir sabır döneminden sonra...
Her seyahat dönüşünde, “şu anda gezip döndüğüm ülkede olmak ister miydim?” diye kendimi yokluyorum ve verdiğim cevaba göre gerçekte oradan ne kadar hoşlanmış olduğumu anlıyorum. Özellikle uzun geziler sonrası yeniden evde olmak huzur ve güven verdiğinden, eğer bu soruya “evet“ dersem, orayı gerçekten sevmiş olduğum ortaya çıkıyor.  Bunlar, kendimi rahat, güvenli, mutlu hissettiğim ve pek çok açıdan yabancılık çekmediğim ülkeler. Epeyce yer gördükten sonra...
2004 ve 2008 yıllarında iki defa umre ziyareti yaptım. Benim çevremde bazen bu ziyaret ön yargılı karşılanabiliyor. Keskin çizgilerle çok tehlikeli bir şekilde ikiye ayrıldığımızı düşündüğüm bu günlerde, ibadetini yapan samimi bir laik ve Atatürk'çü müslüman olarak, her iki tarafı da bir dereceye kadar anlayabildiğimi hissediyor, iki kanattan da gelebilecek tepki ve yanlış anlamaları tahmin etmeme rağmen bu seyahatler hakkındaki tarafsız...

POPÜLER YAZILAR